Pazar, Ağustos 2, 2007 · Kategori: Yazılarım
Ne Kadar Sizsiniz?
Evet…
Ne Kadar Sizsiniz ya da değilsiniz?
Böyle sorular içeren yazılar yazdığımda genelde ‘’Hah! Biri üzmüş bu kadını ‘’ ya da ‘’ Birilerine gönderme yapıyor’’ gibi yorumlar geliyor ama dürüst olarak ifade etmeliyim ki ben de herkes kadar üzülmüşümdür yaşamda ve elbette gönderme yapacağım kişiler vardır lakin buradaki mesaj evrenseldir.
Mesaj kodlarını iyi yazarsanız tıpkı bu yazıda olacağı gibi ya birilerinin duygularına tercüman olacaktır ya da birilerinin yarasını gocunduracaktır.
Ya da okuyana ‘’ Allahım bu kadının açma kapama düğmesi yok mu? Biri kapatsın.’’ Dedirtecektir.
Ha bir de bir kesim var; dile getirmeden edemeyeceğim lütfen kusura bakmayınız (istisnalar kaideleri bozmamak üzere) bunlar da bunlardan bana ne diyecektir ki onlara saygı duyarım. Bu da bir kişisel tercihtir ve adı üstünde kişisel tercihler kişiseldir; hükmümüz yoktur.
Sadece hatırlatmak isterim ki bize en anlamsız gelen mesajın bile onu yazan kişiye mantıklı gelen bir sebebi vardır. Bunu anlamak için zaman zaman şöyle bir tebdili mekan yapıp; hayata bazen Ayşe teyzenin, bazen bakkal Hüseyin’in bazen de küçük Fatoş’un penceresinden bakmak gerek. Ha bu pencerelerdeki manzaralar hala sizin kapsama alanınıza girmiyorsa o zaman hayatta başarılar dilerim.
Anlamak için yaşamak gerek…
Şimdi gelelim şu ne kadarlara..
Ne kadar güzel ya da çirkinsiz?
Ne kadar iyi ya da kötüsünüz? demeyeceğim çünkü özellikle bu tarz keskin sıfatlarla insanların tanımlanmasından ben şahsen hiç hoşlanmıyorum.
Kim ne kadar kötü olabilir ki ya da çirkin…güzel ya da iyi…
Herkes kendine göre iyi ya da güzeldir.
Bu anlamdaki kabul edilebilirlik kriterleri bireysel, toplumsal ve hatta evrensel anlamda o derece göreceli ki sanmam ki bunun bir yerlerde sabitleyici bir uzmanlığı söz konusudur.
Neyse devam edelim.
Ne kadar dost ne kadar düşmansınız?
Ne kadar masum ne kadar günahkarsınız?
Ne kadar müşfik ne kadar acımasızsınız?
Ne kadar bonkör ne kadar bencilsiniz?
Ne kadar çocuk ne kadar erişkinsiniz?
Bu olduğunuz ya da olmadığınız ve hatta olduğunuzu sandığınız şeylerin de sonu yok bu arada… seç seç al …kavramlar sebil gibi adeta.
Ama var ya
Ne kadar kadın ne kadar erkeksiniz?
Yok aslında ne kadar insansınız?
Bitmez ki erkek kadın çekişmesi; halbuki özelden tutun iş hayatına kadar uzlaşma sağlanması gereken en önemli konulardan biridir bu erkek-kadın arasındaki çekişme. Kadın kadınla erkek erkek ile ne yapıyor ediyor rekabet de ediyor ama bir şekilde uzlaşıyor ya da ipleri koparıyor lakin iki cins arasındaki amansız çekişme ve bir o kadar da gizemli özlem bir türlü neticeye ulaşmıyor.
İşin sırrı insan olmakta…
İşin sırrı olduğu gibi olmakta nasıl bir şey ise…
İlla şu kadar bir şey olmalı ya da bu kadar bir şey olmamalı mıyız yani? Kime neyi ispatlamaya çalışıyoruz bir anlasam.
Belki de varsınız ama hiç yoksunuz…
Çoksunuz ama nerdesiniz?
Ne kadar yazarsanız yazın, ne derseniz deyin eğer tüm bunların arkasında , önünde, solunda ve hatta sağında bir yerlerde duramıyor iseniz üzgünüm ama hala ne varsınız ne yoksunuz…
Olduğu gibi olmak belki de var oluşta gerçekleştirebilecek kişisel evrimlerden en zoru ama bir kez bunun kapısını araladınız mı mıknatıs gibi çekiyor huzur ve saadet sizi her ne kadar standartların dışına çıkmak biraz sancılı olsa da…
Bu arada dip not olarak düşeyim:
Hani yazdım ya ne kadar şu bu diye aslında olumlu ya da olumlu bütün bunlar alemde yaratılmış mucizevi eser olan insanın doğasının kaçınılmaz yapı taşlarıdır.Ve olduğu gibi olan insan tüm bunları yaşar doyasıya… bir şey olmak ya da olmamak zorunluluğu hissetmez çünkü an gelir kimilerine göre çılgınlık olarak tanımlanacak bir seçenek onu yaşamın güzelliğine daha da bir tutku ile bağlanmasını sağlar ve gün gelir inanılmaz muhafazakar bir duruş çıkar karşımıza ama bu insan bilir ne olup olmadığını. Nedir biliyor musunuz?
Olduğu gibidir. İnsandır.
Şimdi nacizane tavsiye:
Aynanın karşısına geçiyoruz ve öyle zaman zaman birilerinin gözüne gözüne soktuğumuz parmağımızı itina ile kendi gözümüze sokuyoruz?
Acı var mı?
Kuvvetle muhtemel acımıştır.
Güzel…
Nerde biraz acı orada kazanç var diyorum.
Not: Kesin şahsımsa sorulacak bir soru olacaktır tahminime göre…
Ben biliyor muyum ne kadar benim?
Ben hem her şeyim hem de hiç birşey…
Ve bir alıntı:
Konuşkanım dırdırcı değil
Sempatiğim şımarık değil
Özveriliyim enayi değil
Dürüstüm aptal değil
İyiyim melek değil
Mutluyum Polyanna değil
Zekiyim ukala değil
Değer veririm karşılık beklemem
Saygı duyarım saygı beklerim
Kavga etmem terk ederim.


