Annesini Özleyenlere...

Sığınma isteği yaratan duygu... annenin kokusunu içine çekmek, boynunun boşluğunda hüngür hüngür ağlamak istemini beraberinde getirir.. anneyi hatırlatan herhangi bir obje, bir koku, bir olay bunu tetikler. kazık kadar olmuşsunuzdur, kilometrelerce mesafeye alışmıs, metinsinizdir.. lakin "anne" kelimesi beyninizde yankılanır, her ne hatırlattıysa sizi saniyesinde 4 yaşında çocuk zekasına indirebilir. sonra İstanbul yağmurları gibi boşalan gözlere ve baş ağrısına sahip olursunuz. tarifsiz bir kederdir.

Anneyi özlemek.. eve gelince koltukta uyuyuşunu, uyandırınca "nörüyonuz?!!" temalı tepkilerini özlemek.. onu mıncıklamayı, peluş bebekmişçesine kurcalamayı, kulağından öpüp gıcık etmeyi özlemek..

Çay yapmak amacıyla çaydanlığa su koyup yaklaşık üç saat sonra hatırladığı andaki yüz ifadesini, sonu çoğunlukla "tencere dibin kara" şeklinde biten yemek yapma maceralarını, onunla beraber mutfağa girip de yapılan keki babaya göstermeye utanıp çöpe atmayı; akabinde babanın akşam eve gelip şahane bir tiremisu yapması ile dumur olmayı, rezil rüsva olmayı özlemek..

Kredi kartını kızından saklamasını, kaptırınca olağanca savurduğu tehtitlerini, tüm bunların üstüne rüşvet olarak aldığı bir öpücükle susmasını özlemek.. bir şey anlatınca anlamadığı zamanlardaki muzip ama aptal bakışlarını özlemek..ama asla ve asla kavgaları, kavgaların sonundaki ağlamaları zırlamaları özlememek..

Sarılacak birisinin yanında olmamasıdır anneyi özlemek, hastalandığında kimsenin sana onun gibi bakmama halidir anneyi özlemek, "dünyanın en güzel kızı sensin"i o kadar içten ve tereddütsüz söyleyecek başka birisinin olmamasıdir anneyi özlemek. bir gelsede o güzel yüzünü görüp hasret gidersek, bir çay içip gidersin be melegim dileklerinin boşuna olduğunu bilmektir anneyi özlemek, yine de bir uçak mesafesinde olduğu tesellisiyle yaşayıp sayılı günün çabuk geçmesi icin dua etme sebebidir anneyi özlemek.

Daha dün kucağında meme aranan, altını pisleten, haydut miniğin biriydiniz. ne çabuk da adam oldunuz? yoksa adam olduğunuzu mu sandınız? hayır, kaç yaşında olursanız olun, ne kadar kavga ederseniz edin, siz onun küçük bebeğisinizdir ve hep öyle kalacaksınızdır. damarlarınızda hissettiğiniz o sevginin eşi benzeri yoktur. 60 yaşına da gelseniz o sıcaklığı özler, ararsınız. bilirsiniz ki kimse sizi anneniz kadar sevemez. sizin de asıl yariniz annenizdir zaten.

Başa geldiği zaman, kurabiye kokusunun bile gözleri boncuk boncuk doldurmaya yettiği türden bir duygu coşumudur bu. hayatın sıkıcı ve yıpratıcı oduğu dönemlerde daha şiddetli hissedilir, bütün sıkıntılar yalnızca onun omzuna yaslanılınca bitecek, onun dokunuşlarıyla bütün gözyaşları dinecekmiş gibi gelir insana. annedir, uzak kalınamayacak varlıktır, ne kadar özlense yeridir.

Her gün telefonla konuşsamda yetmez oldu, kokusu burnumda tüter oldu, şimdi olsa yanı başımda kızım diyip sarıp sarmalasa, yanı başıma uzansa, sırf akşam lokantada yediğim kuru fasulyeyi anlattım diye sabah önüme kahvaltı yerine özlemişsindir diyip kuru fasulye koysa...
Çok özlüyorum evet, varlığın bana nasıl bir güç veriyorsa, mesafede olsa aramızda yanıbaşımda olduğuna emin olsamda, senin o her zaman korumacı cesur yanın aklımda kalsada, kokunu duymak istiyorum sadece işte...
Bazen düşüyorumda ben anneme hiç seni seviyorum demedim ?!? Oysa hayatımda varolan ne kadar boş insana söyledim bu sözleri ...
Son günlerde daha sık hisseder oldum varlığını, daha çok anlar oldum seni hele ki çocukken ateşli bir hastalığa yakalandığımda sabahlara kadar beklerdin başımda, gözümü araladığımda sen bakardın yalnızca bana, şimdi yine hastayım, yine telefonun bir ucunda yine yanı başımdasın, ben mi üzülme nolur ben sadece üşüttüm...
Ben kıyamadığın, sen kıyamadığım...
Kokunu çok özledim anne...

Birlikteyken ne giyeceğinizden tutun ne yapacagınıza kadar mutemadi kavgalar ettiğiniz (hem de bu kavgaların onun düşüncelerini değiştiremeyecegini bile bile), aynı evde oturuyorken söyle doğrudüzgün sohbeti kimbilir kaç zamanda bir ettiğiniz bir insani özlüyorsanız, bu kişi ancak anne olabilir. ve anneyi özlemek duygusunda özlemle karışık bir hafif pişmanlık vardır edilen kavgalara, olası karşındakini kırmalara dair - ve bu kısım yaş ilerledikçe artar. o yüzdendir ki yaş ilerledikce annenize daha bir yumuşak davranmaya başlarsınız.

Ve bütün bunlar annenizin çalışan anne olması dolayısıyla yalnız -kreşlerde, çocuk bakıcılarının ellerinde bir çocukluk geçirmiş olsanız da geçerliliğini kaybetmez. anneyi özlemek bakidir.

Doğum gününüzde içinizi acıtan tek histir. kaç senedir bu günü meleğinizden ayrı geçirdiğinizi hesaplar içinizi karartırsınız. çünkü gerçekten o anda yanınızda olup size sarılmasını istediğiniz tek varlık odur. işte tam o sırada aslında hayatınızdaki en önemli ve en çok sevdiğiniz insanın anneniz olduğunu, o olmasaydı bu hayatta asla var olamayacağınızı farkeder, geçmişte yaptığınız hatalar için pişmanlık duyarsınız, akabinde telefona sarılıp hemen annenizi arar ve ona şunu dersiniz;

Annem, sen benim yaşama sebebimsin…

İnternetten Alıntı

Yorum Yaz